Header Ads

Breaking News
recent

Şöhretler Gazinosu

HER ŞEY DAHİL FİKS MENÜ

Işıklar yavaş yavaş kararır, bordo kadife perdeler iki yana doğru ihtişamla açılırdı. Tutkulu aşklar, ömürlük bekleyişler, yanlış anlaşılmış masum kadınlar, yanlış anlamış kara sevdalı erkekler, sevenlere mutlaka ama mutlaka bir fenalık eden kötü kadınlar, sevenleri kavuşturmak için elinden geleni yapan iyi kalpli babacan adamlar, zengin kızlar, fakir ama gururlu gençler, acıklı hikayeler, mutlu sonlar bir ışık huzmesinden beyaz perdeye dökülür, seyredenleri kah ağlatır, kah güldürürdü. O beyaz perdeye sureti düşen nice kahraman, hayran olduğumuz sinema artistleriydi aslında. Bunu bilir, ama yine de o hayale inanırdık.

“Artist” kelimesi şimdilerde sadece olduğundan daha havalı görünmeye çalışanlar için kullandığımız alaycı, hatta biraz da küçümseme içeren bir anlam taşıyor. Oysa o vakitler hayran olduklarımıza, o ulaşamadığımız, uzaktan sevdiğimiz yıldızlara “artist” derdik biz. Mecmualarda yayımlanan adreslerine mektuplar yazar, günlerde hatta aylarca, bir imzalı kartpostal gelecek diye heyecanla beklerdik. Gazetelerdeki röportajlarını ezber eder, resimlerini kesip duvarlarımıza asardık. Eğer şanslıysak, ya bir filmin galası için şehrimize gelmişlerse uzaktan da olsa şöyle bir görür, ya da biri bir gazinoda sahneye çıkmış ve biz de bir suareye ailecek gidebilmişsek, o hayal perdesindeki kahramanı yakından görüp, senin benim gibi birer insan olduklarına inanabilirdik.

Yeşilçam artislerinin büyük bir kısmı bir dönem türlü gerekçelerle gazino sahnesine çıktı, plak doldurdu. Kimi sinemadan bir yılda kazandığını sahneden bir ayda kazanmanın cazibesine kapıldı, kimi gerçekten sesine güvendi, şarkı söylemek istedi, kimiyse bunu hayranlarıyla yakın olmanın kolay yolu kabul etti, en azından denemek istedi. Sebebi ne olursa olsun, sinema artistlerini sahnede görmek seyirci için hep çok heyecan vericiydi. Dublaj denilen şey nedeniyle bir çoğunun konuşma sesini bile tanımıyorken ya da nice filmde nice kez şarkıcı rolünde “play-back” yapmışlarken, onları kendi sesiyle şarkı söylerken dinlemek ya da izlemek eşsiz bir deneyimdi. Bu yüzden de Yeşilçam yıldızlarının sahne ve plak denemeleri hep çok ilgi gördü, çok ses getirdi. Beğenilenler kadar beğenilmeyenler de oldu ama denilebilir ki bu durum onların artistliklerine hiç mi hiç zeval getirmedi.

Bu albüm projesi başından beri bizi çok heyecanlandırdı. Sinema artistlerinin bir çoğu bir denemeden ibaret kalmış ve unutulmuş plaklarındaki şarkılarını bir araya getirmek ve onları memleket popüler kültüründe silinmez izler bırakmış gazinolardan yola çıkarak bir “Şöhretler Gazinosu” kadrosu şeklinde sizlere sunmak fikri, gerçekten de çok heyecan vericiydi. İşimiz zordu ama ODEON bugüne dek hangi zoru başaramamıştı ki? Nitekim başta Dani Grunberg ve elbette Zeynep Göktürk olmak üzere, sayısız insanın da heyecanımıza ortak olarak destek vermesiyle epeyce uzun bir zamana yayılmış olsa da proje nihayet, üstelik yola çıkarken düşündüğümüzden çok daha renkli bir içerikle nihayetlendi.

Çok genç yaşta kaybettiğimiz, sinemanın “Taçsız Kral”ı Ayhan Işık, yıllar boyu sinema salonlarını kahkaya boğmuş, adeta ailemizden birileri olmuş Sadri Alışık, yeri doldurulamayacak, muhteşem Neriman Köksal, hem sinema hem de tiyatroda ölümsüzleşmiş Tolga Aşkıner ve Kerem Yılmazer, altmışlardan bu yana zirvede kalmış Nebahat Çehre, olağanüstü oyunculuk stiliyle bir ekol olmuş Fikret Hakan, beyaz perdenin hala hatırlanan bir kaç çocuk oyuncusundan biri olarak gönüllerde taht kurmuş Parla Şenol, aslında birer tiyatro oyuncusu olmalarına rağmen, hem sinema hem de müziğe uzun yıllar emek vermiş Esin Afşar, Bora Ayanoğlu, Yeşilçam’ın en güzel ve en iyi yürekli “kötü kadın”ları Suzan Avcı, Lale Belkıs, güzellikleri kadar oyunculuklarıyla da dillere destan Sevda Ferdağ ve Sezer Güvenirgil... Ne dersiniz? Kadro gerçekten göz kamaştırıcı değil mi? Doğrusu isterseniz gazinoların en ihtişamlı günlerinde bile böylesi bir kadro bir araya getirilememişti.


Bu albümde yüzlerini çok iyi bildiğiniz ama seslerini belki de ilk kez duyacağınız isimlerden birbirinden çok farklı türde şarkılar dinleyecek, kimi kez şaşıracak, kimi kez duygulanacaksınız. Sadri Alışık “Turist Ömer” selamına duracak neşeyle, Neriman Köksal en babayani haliyle Fosforlu’nun lugatinden okkalı bir argo savuracak. Parla Şenol’un öksüzlüğüne ağlarken, Lale Belkıs ağızlıklı sigarasından çektiği dumanlı nefesi yüzünüze üflerken, Suzan Avcı “Şıngırdak Şadiye”nin şen kahkalarını atacak. Ayhan Işık “nayır, nasla” diyecek en delici bakışları, en dublaj sesiyle. Sonra Sevda Ferdağ gülümseyecek, baştan çıkarmak istercesine en kara sevdalı aşığı bile. “Yılanların Öcü”nün Kara Bayram’ı Fikret Hakan titretirken perdeyi, Nebahat Çehre geçecek siyah beyaz güzelliğiyle masum ve ürkek, elinde tahta valizi, başında eşarbıyla yanımızdan. Sezer Güvenirgil “Katibim” görsün diye düşürecek mendilini, “gönlüm sende” dercesine. Tiyatro sahnesinde sayısız karaktere hayat vermiş Kerem Yılmazer Tolga Aşkıner ve Bora Ayanoğlu’la canlanacak anılarınız. Onların ışıltılı, parlak, sahne ışıklarından da renkli suretlerinde hayal olmuş nice oyun, nice matine, suare...

Bu muhteşem kadroyla anı yüklü, duygu yüklü, şaşırtıcı, eğlenceli ve heyecan verici bir yolculuğa hazırsanız; buyurun, hemen dinlemeye başlayın. Gazinomuzda “her şey dahil fiks menü”dür!


EKİM 2010

Hiç yorum yok:

Bu Blogda Ara

Blogger tarafından desteklenmektedir.