Bu Blogda Ara

14 Ocak 2013 Pazartesi

Bir Zamanlar Seksenler



Müziği plaklardan, kasetlerden dinlediğimiz, plak ve bant stüdyolarında karışık kasetler doldurttuğumuz günler …

Kovalı kömür sobalarının üzerinde hoş koku versin diye mandalina kabukları kuruttuğumuz, kestane pişirdiğimiz, mısır patlattığımız günler …

Renkli televizyonumuz yok diye, renkli yayın olduğu geceler komşuya televizyon izlemeye gittiğimiz, Dallas’la, Beyaz Gölge’yle, Savaş Yıldızı Galaktika’yla ekran başına çivilendiğimiz günler …

Kaset çalan kocaman “walkman”lerimiz kulağımızda, sokakta yürürken kendimizi çok havalı zannettiğimiz günler…

Yazlık sinemaların tahta sandalyelerinde çekirdek çitleyerek iki film birden seyrettiğimiz, Kemal Sunal’a, Adile Naşit’e güldüğümüz, Türkan Şoray’a, Hülya Koçyiğit’e ağladığımız günler…
Vatkalı ceketlerimizin kollarını kıvırdığımız, “şetland” kazaklarımızı pantolonumuzun içine soktuğumuz, fosforlu ayakkabı bağcıkları, kelebek tokalar, alabros saç modelleri, taytlar, konçlar, tuniklerle modayı takip ettiğimiz günler…

Yılbaşı geceleri ailece tombala oynadığımız, kandillerde konu komşuya lokma ikram ettiğimiz, salçayı, turşuyu, tarhanayı evde hazırladığımız günler…    

Kısaca seksenler…

O günler çoktan mazi oldu. Seksenlerden geriye artık bir tek şarkılar kaldı… Bu albümde işte o şarkılar var. Bugün artık sadece televizyon dizilerinde kulağımıza çalınan, her duyduğumuzda bize o günleri yeniden yaşatan şarkılar. Aşkın da heyecanın da, mutluluğun da hüznün de, dostluğun da küslüğün de kalpten, içten ve samimi yaşandığı günleri kalpten, içten ve samimi şarkıları… Buyurun seksenlere!  

ARALIK 2012